Gemi Kazalarında Tazminat Hakları: Deniz Yolculuğunda Ölüm ve Yaralanma Halinde Tazminat

Deniz yolu ile yolcu taşımacılığı; feribot, deniz otobüsü, yolcu gemisi ve benzeri araçlarla gerçekleştirilen önemli ulaşım türlerinden biridir. Bununla birlikte geminin batması veya alabora olması, çatma, karaya oturma, yangın, patlama, teknik arıza ya da gemiye biniş ve iniş sırasında meydana gelen kazalar sonucunda yolcuların yaralanması veya hayatını kaybetmesi mümkündür.

Gemi ve feribot kazalarında yolcuların ve hayatını kaybeden yolcuların yakınlarının tazminat hakları, klasik haksız fiil ve trafik kazalarından farklı özellikler taşımaktadır. Türk hukukunda deniz yolu ile yolcu taşımacılığı başta 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1247 ve devamı maddelerinde özel olarak düzenlenmiştir. Uluslararası nitelikteki taşımalarda ise uygulanma şartlarının bulunması halinde 1974 Atina Sözleşmesi ve 2002 Protokolü ayrıca önem taşımaktadır.

Bu nedenle bir gemi kazasında yalnızca kazanın nasıl meydana geldiğinin değil; taşıyanın ve fiilî taşıyanın kim olduğunun, geminin sigortasının, taşımanın ulusal veya uluslararası niteliğinin, uygulanacak hukukun ve yetkili mahkemenin de belirlenmesi gerekir.

Deniz Yolu ile Yolcu Taşıma Sözleşmesi Nedir?

TTK m.1247 uyarınca deniz yolu ile yolcu taşıma sözleşmesi, yolcunun veya yolcu ile bagajının deniz yoluyla taşınması amacıyla taşıyan tarafından veya onun adına ve hesabına yapılan sözleşmedir.

Uygulamada bunun başlıca örneklerini;

  • feribot yolculukları,
  • deniz otobüsü seferleri,
  • şehirlerarası ve uluslararası yolcu gemileri,
  • yolcu ve araçların birlikte taşındığı feribot seferleri,
  • kruvaziyer yolculukları

oluşturmaktadır.

Yolcunun internet üzerinden veya gişeden bilet satın almasıyla taşıma ilişkisi kurulabilir. Bu nedenle yolcunun taşıyan şirketle ayrıca ayrıntılı bir yazılı sözleşme imzalamamış olması, kural olarak taşıma ilişkisinin bulunmadığı anlamına gelmez.

Taşıyan ve Fiilî Taşıyan Kimdir?

Deniz taşımacılığında yolcunun bilet satın aldığı şirket ile taşımayı fiilen gerçekleştiren kişi veya şirket her zaman aynı olmayabilir.

TTK m.1248, taşıyan ile fiilî taşıyanı birbirinden ayırmaktadır. Fiilî taşıyan; taşıyandan farklı olarak geminin maliki, kiracısı veya işleteni sıfatıyla taşımanın tamamını veya bir kısmını fiilen gerçekleştiren kişidir.

Bu ayrım özellikle büyük çaplı gemi ve feribot kazalarında sorumluların belirlenmesi açısından önem taşır. Kazadan sonra yalnızca bilet üzerinde ismi bulunan şirketin tespit edilmesiyle yetinilmemeli; geminin sicil bilgileri, maliki, donatanı, işleteni, taşıyanı, fiilî taşıyanı ve sigortacısı birlikte araştırılmalıdır.

Gemi Kazasında Taşıyanın Sorumluluğu

Yolcunun ölüm veya yaralanmasından doğan sorumluluğun temel düzenlemelerinden biri TTK m.1256’dır.

Kanun, özellikle gemi kazasından kaynaklanan ölüm ve bedensel zararlar bakımından yolcuyu koruyan özel bir sorumluluk sistemi öngörmektedir.

Bu kapsamda geminin;

  • batması veya alabora olması,
  • çatması,
  • karaya oturması,
  • gemide patlama veya yangın meydana gelmesi,
  • gemideki teknik veya yapısal bir arızanın kazaya neden olması

gibi durumlar özel önem taşımaktadır.

Gemi kazasından kaynaklanan ölüm veya yaralanmalarda taşıyanın sorumluluğu, zarar gören yolcu başına ve her bir gemi kazası için 250.000 Özel Çekme Hakkına (SDR) kadar özel bir sorumluluk rejimine tabidir.

Taşıyan, ancak kazanın kanunda belirtilen olağanüstü nedenlerden kaynaklandığını ispatlaması halinde bu sorumluluktan kurtulabilir. Bu nedenler arasında savaş, iç savaş, isyan, istisnai nitelikte ve kaçınılamaz bir doğa olayı veya tamamen üçüncü kişinin kazayı meydana getirme kastıyla gerçekleştirdiği bir fiil ya da ihmal bulunmaktadır.

Bu sistemin yolcu açısından önemli sonucu, geminin neden battığını veya alabora olduğunu, hangi teknik parçanın arızalandığını ya da işletmenin hangi çalışanının ihmali bulunduğunu bütün ayrıntılarıyla yolcunun ispatlamasının her durumda aranmamasıdır.

250.000 SDR Tazminat Miktarı mıdır?

Hayır. Uygulamada bu ayrım önemlidir.

250.000 SDR, her ölüm veya yaralanmada otomatik olarak ödenecek sabit bir tazminat değildir.

Öncelikle yolcunun veya ölüm halinde hak sahiplerinin gerçek zararı belirlenir. SDR üzerinden düzenlenen miktarlar ise taşıyanın sorumluluğunun hangi hukuki rejim içerisinde ve hangi sınırlara kadar değerlendirileceği bakımından önem taşır.

Zararın 250.000 SDR’yi aşması halinde de taşıyanın sorumluluğu otomatik olarak sona ermez. Uygulanacak hukuki rejime ve somut olayın özelliklerine göre sorumluluğun daha yüksek tutarlar bakımından devam etmesi mümkündür.

2002 Atina rejiminde belirli şartlar altında yolcu başına 400.000 SDR’ye kadar sorumluluk söz konusu olabilmektedir.

Bununla birlikte bu sınırların her deniz kazasında otomatik biçimde uygulanacağı düşünülmemelidir. Taşımanın ulusal veya uluslararası olması, geminin bayrağı, kalkış ve varış limanları, uygulanacak hukuk ve ilgili devletlerin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ayrıca değerlendirilmelidir.

Sorumluluk Sınırları Her Durumda Uygulanır mı?

Deniz ticareti hukukunda taşıyan lehine sorumluluk sınırları öngörülmüş olmakla birlikte, kanun belirli ağır davranışlarda sorumlu kişinin bu imkândan yararlanmasını engellemektedir.

TTK m.1267 uyarınca zararın, sorumlu kişinin zarara sebep olmak kastıyla veya zararın meydana geleceğini bilerek pervasızca gerçekleştirdiği bir fiil veya ihmalden doğduğu ispatlanırsa sorumluluğu sınırlandırma hakkı kaybedilebilir.

Bu nedenle ağır bir gemi kazasında;

geminin teknik eksikliklerinin önceden bilinip bilinmediği, gerekli bakım ve onarımların yapılıp yapılmadığı, geminin sefere elverişli olup olmadığı, kapasite ve yükleme kurallarına uyulup uyulmadığı ve mevcut risklerin işletme tarafından önceden bilinip bilinmediği önem taşıyabilir.

Bu hususlar yalnızca kazadaki kusurun belirlenmesi açısından değil, sorumluluğu sınırlandırma hakkının bulunup bulunmadığının tespiti açısından da incelenmelidir.

Yolcunun Gemiden İnerken veya Binerken Yaralanması

Taşıyanın sorumluluğu yalnızca geminin denizde seyir halinde bulunduğu zamanla sınırlı değildir.

TTK m.1258 uyarınca yolcunun gemide bulunduğu süre yanında, gemiye alınması ve gemiden çıkarılması sırasında geçen belirli süreler de taşıma süresi kapsamında değerlendirilmektedir.

Bu nedenle yolcunun gemiden inerken veya gemiye binerken meydana gelen bir olay sonucunda yaralanması da koşullarının bulunması halinde deniz yoluyla yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğa yol açabilir.

Yargıtay’ın Deniz Otobüsünden İnerken Yaralanan Yolcuya İlişkin Kararı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.11.2019 tarihli, 2019/470 E., 2019/7588 K. sayılı kararı bu konuda önemli bir örnektir.

Karara konu olayda yolcu, deniz otobüsünden inerken düşerek ayağından yaralanmıştır. İlk derece mahkemesi, yolcunun düşme nedenini yeterince ispatlayamadığı gerekçesiyle tazminat davasını reddetmiştir.

Yargıtay ise bu değerlendirmeyi isabetli bulmamıştır.

Yüksek Mahkeme, olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga Türk Ticaret Kanunu hükümleri kapsamında taşıyanın yolcuyu sağ ve salim olarak ulaştırma yükümlülüğünün bulunduğunu belirtmiş; yolcunun henüz gemiyi terk etmeden yaralanmasını dikkate alarak taşıyanın sorumluluğunun ve yolcunun varsa müterafik kusurunun değerlendirilmesi, ardından tazminat hesabı yapılması gerektiğine karar vermiştir.

Her ne kadar karar, olay tarihi nedeniyle mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre verilmiş olsa da deniz yoluyla yolcu taşımasında taşıyanın yolcunun bedensel bütünlüğünün korunmasına ilişkin sorumluluğunun değerlendirilmesi bakımından önem taşımaktadır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 27.11.2019, 2019/470 E., 2019/7588 K.

Gemi Kazasında Yolcu Hayatını Kaybederse Hangi Tazminatlar İstenebilir?

Bir yolcunun gemi veya feribot kazası sonucunda hayatını kaybetmesi halinde ölüm nedeniyle zarar gören kişiler, koşullarının bulunması halinde maddi ve manevi tazminat talep edebilir.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Hayatını kaybeden kişinin yaşarken ekonomik olarak destek sağladığı veya gelecekte destek sağlaması beklenen kişiler, bu desteğin ölüm nedeniyle ortadan kalkmasından doğan zararlarının karşılanmasını isteyebilir.

Destekten yoksun kalma tazminatı yalnızca mirasçılara tanınmış bir hak değildir.

Ölen kişinin eşi, çocukları, anne ve babası başta olmak üzere, ölüm gerçekleşmeseydi kendisinden gerçek ve düzenli bir destek alacağı ortaya konulabilen kişiler destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir.

Tazminat hesabında ölen kişinin yaşı, geliri, çalışma ve muhtemel yaşam süresi, destek ilişkileri ve hak sahiplerinin özellikleri dikkate alınır.

Cenaze, Tedavi ve Diğer Giderler

Ölüm nedeniyle yapılan makul cenaze ve defin giderleri talep edilebilir.

Yolcu kazadan hemen sonra hayatını kaybetmemiş ve bir süre tedavi görmüşse ölüm tarihine kadar meydana gelen tedavi giderleri, çalışma gücü kaybı ve diğer maddi zararların da koşullarına göre talep edilmesi mümkündür.

Manevi Tazminat

Ölüm nedeniyle duyulan acı ve üzüntünün kısmen giderilmesi amacıyla Türk Borçlar Kanunu m.56 kapsamında manevi tazminat talep edilebilir.

Manevi tazminatın belirlenmesinde olayın meydana geliş şekli, tarafların kusur durumu, yakınlık derecesi ve somut olayın özellikleri dikkate alınır.

Gemi Kazasında Yaralanan Yolcunun Tazminat Hakları

Kazanın ölümle sonuçlanmaması, yolcunun yalnızca tedavi giderlerini talep edebileceği anlamına gelmez.

Bedensel zarara uğrayan yolcu, somut olayın özelliklerine göre TBK m.54 kapsamında;

  • tedavi giderlerini,
  • kazanç kaybını,
  • geçici iş göremezlik zararını,
  • sürekli iş göremezlik veya çalışma gücü kaybından doğan zararını,
  • ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararları,
  • gerekli olması halinde bakıcı giderlerini,
  • diğer belgelenebilir maddi zararlarını

talep edebilir.

Yaralanmanın kalıcı fonksiyon kaybına neden olması halinde sürekli iş göremezlik zararı ayrıca hesaplanmalıdır.

Yaralanan yolcunun olay nedeniyle yaşadığı acı, elem ve yaşam kalitesindeki azalma nedeniyle TBK m.56 uyarınca manevi tazminat talep etmesi de mümkündür.

Yolcunun Kusuru Tazminatı Etkiler mi?

Taşıyanın özel bir sorumluluk rejimine tabi olması, yolcunun kendi davranışlarının hiçbir önem taşımadığı anlamına gelmez.

TTK m.1261 kapsamında zararın meydana gelmesinde veya artmasında yolcunun kusurunun bulunması halinde bu durum taşıyanın sorumluluğunun belirlenmesinde dikkate alınabilir.

Örneğin yolcunun açık güvenlik talimatlarına aykırı hareket etmesi veya zararın artmasına kendi davranışıyla katkıda bulunması tazminat miktarını etkileyebilir.

Ancak yolcunun müterafik kusuru ile taşıyanın kazadan kaynaklanan sorumluluğu birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Gemi Kazalarında Zorunlu Sigorta

Yolcuların korunması açısından en önemli düzenlemelerden biri TTK m.1259’daki zorunlu sigorta yükümlülüğüdür.

On ikiden fazla yolcu taşımak üzere ruhsatlandırılmış gemilerle gerçekleştirilen taşımalarda, yolcuların ölüm veya yaralanmasından doğabilecek sorumluluğa karşı sigorta veya kanunda kabul edilen bir mali güvence bulunması zorunludur.

2024 yılında yapılan kanun değişikliği sonrasında zorunlu sigorta bedelinin asgari sınırı;

  • uluslararası sefer yapabilmek için ruhsatlandırılmış gemilerde her kaza için yolcu başına 250.000 SDR,
  • uluslararası sefer için gerekli ruhsatı bulunmayan gemilerde her kaza için yolcu başına 100.000 SDR

olarak düzenlenmiştir.

Kanun, gerekli sigorta veya mali güvence şartlarını yerine getirmeyen geminin yola çıkmasına izin verilemeyeceğini de hükme bağlamaktadır.

Bu nedenle ciddi bir gemi kazasından sonra taşıyanın yanı sıra geminin zorunlu sorumluluk sigortası, varsa P&I (Protection and Indemnity) sigortası ve diğer mali güvenceler de araştırılmalıdır.

Uygulanacak hukuki rejime göre zarar görenlerin sigortacıya veya mali güvence sağlayan kuruluşa doğrudan talepte bulunabilmesi de mümkün olabilir.

Bagaj ve Araç Zararları Talep Edilebilir mi?

Gemi kazasında yolcunun bagajının kaybolması veya zarar görmesi halinde bu zararların da tazmini talep edilebilir.

Araç taşıyan feribotlarda yolcunun aracının zarar görmesi halinde araç zararı ayrıca değerlendirilir.

Deniz taşımacılığına ilişkin düzenlemelerde kabin bagajı, diğer bagajlar ve gemide taşınan araçlar bakımından farklı sorumluluk esasları ve sınırları öngörülebilmektedir.

Dolayısıyla yolcunun bedensel zararının karşılanması, bagaj veya araç zararlarının ayrıca talep edilmesine engel değildir.

Uluslararası Gemi Kazalarında Hangi Ülkenin Hukuku Uygulanır?

Uluslararası deniz taşımacılığının en önemli hukuki sorunlarından biri uygulanacak hukuk ve yetkili mahkemenin belirlenmesidir.

Bir geminin bir ülkeden hareket ederek başka bir ülkeye gitmesi, üçüncü bir devletin bayrağını taşıması ve taşıyan şirketin başka bir ülkede kurulmuş olması mümkündür.

Bu durumda;

  • geminin bayrağı ve sicili,
  • taşıyanın merkezi,
  • yolcunun yerleşim yeri,
  • taşımanın başlangıç ve varış noktaları,
  • taşıma sözleşmesi ve bilet hükümleri,
  • ilgili devletlerin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler

birlikte değerlendirilmelidir.

Bu nedenle her uluslararası gemi kazasında doğrudan Türkiye’de dava açılabileceğini veya mutlaka Türk hukukunun uygulanacağını söylemek doğru değildir.

Bununla birlikte taşımanın Türkiye ile bağlantısının bulunması, kalkış veya varış limanlarından birinin Türkiye’de olması ve ilgili milletlerarası yetki kurallarının şartlarının gerçekleşmesi halinde Türk mahkemelerinin yetkisi gündeme gelebilir.

Özellikle uluslararası feribot ve yolcu gemisi kazalarında tazminat hesabına geçilmeden önce yetkili mahkeme ve uygulanacak hukuk meselesinin çözümlenmesi önemlidir.

Gemi Kazasından Sonra Hangi Deliller Toplanmalıdır?

Deniz kazalarında teknik inceleme ve delillerin korunması büyük önem taşır.

Kazadan sonra mümkün olduğu ölçüde;

  • yolcu bileti ve rezervasyon kayıtları,
  • ödeme belgeleri,
  • yolcu listeleri,
  • hastane ve sağlık kayıtları,
  • ölüm ve nüfus kayıtları,
  • gemi ve sefer bilgileri,
  • fotoğraf ve video kayıtları,
  • tanık bilgileri,
  • arama-kurtarma kayıtları,
  • kaza ve soruşturma raporları,
  • geminin sicil bilgileri,
  • sigorta ve mali güvence bilgileri

muhafaza edilmelidir.

Özellikle büyük çaplı deniz kazalarında adli soruşturmanın yanı sıra denizcilik ve idari makamlar tarafından teknik incelemeler yürütülebilir. Bu incelemeler sonucunda düzenlenen raporlar, tazminat sorumluluğunun belirlenmesinde önemli deliller haline gelebilir.

Gemi Kazası Tazminatında Zamanaşımı

Deniz yolu ile yolcu taşımasından kaynaklanan tazminat taleplerinde özel zamanaşımı hükümleri bulunmaktadır. Uluslararası taşımalarda uygulanabilecek sözleşmeler de süreler konusunda ayrıca düzenleme içerebilir.

Bu nedenle gemi kazalarında yalnızca genel haksız fiil zamanaşımı süreleri dikkate alınarak hareket edilmesi doğru değildir.

Kazanın tarihi, taşımanın niteliği, ölüm veya yaralanmanın gerçekleştiği tarih ve uygulanacak hukuki rejim belirlenerek zamanaşımı süresinin her olay bakımından ayrıca hesaplanması gerekir.

Sonuç

Gemi ve feribot kazaları, hukuki açıdan klasik trafik kazalarından önemli ölçüde farklı bir sorumluluk rejimine tabidir.

Bir deniz kazasında yalnızca kazanın kimin kusuruyla meydana geldiğinin belirlenmesi yeterli değildir. Taşıyan ve fiilî taşıyanın kim olduğu, geminin sicili ve bayrağı, zorunlu sigorta ve diğer mali güvenceler, taşımanın ulusal veya uluslararası niteliği, uygulanacak hukuk, yetkili mahkeme ve sorumluluk sınırları birlikte değerlendirilmelidir.

Gemi kazasında yaralanan yolcular; tedavi ve bakıcı giderleri, kazanç ve çalışma gücü kayıpları, ekonomik geleceklerinin sarsılmasından kaynaklanan zararları ile manevi zararlarının karşılanmasını talep edebilir.

Yolcunun hayatını kaybetmesi halinde ise koşulları bulunan kişiler destekten yoksun kalma tazminatı, ölüm nedeniyle ortaya çıkan diğer maddi zararlar ve manevi tazminat talebinde bulunabilir.

Özellikle ölüm veya ağır yaralanmayla sonuçlanan ve uluslararası bağlantısı bulunan deniz kazalarında uygulanacak hukuk ve sorumluluk rejiminin olayın başlangıcında doğru belirlenmesi, delillerin korunması ve sigorta güvencelerinin tespit edilmesi hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Whatsapp
Çanakkale Avukat
Çanakkale Avukat
Merhaba 👋
Size nasıl yardımcı olabiliriz?