Ceza Hukuku

Anasayfa » Ceza Hukuku

Kişiler günlük yaşantı içerisinde her an bir suçun faili ya da mağduru olabilmektedir. Bu kapsamda herhangi bir suçun faili ya da mağduru olan kişilerin yargı makamları nezdinde yürütülmekte olan iş ve işlemlerinin hızlı ve titiz bir şekilde takip edilmesi, suçun unsurlarının her açıdan incelenmesi, telafi edilemez sonuçlar doğmasının önüne geçilmesi ya da sonucun etkisinin azaltılabilmesi için uzman hukukçular tarafından itinayla çalışılması gerekmektedir.

Ceza Hukuku alanında başlı başına bir uzmanlık gerekmekte olup, mağduriyetlerin artmaması açısından üst düzey bir bilgi birikimine ihtiyaç duyulmaktadır. Suça konu olayların her açıdan ele alınması, tüm özel ve genel özelliklerinin titizlikle incelenmesi, en ufak bir ayrıntının bile gerektiğinde uzun süreler üzerinde çalışılması gerekmektedir. Tüm bu faaliyetler sırasında tecrübe ve bilgi birikiminin etkisi oldukça büyüktür.

Ceza Hukuku’na egemen olan iki temel ilke mevcut olup, bunlar suçta ve cezada kanunilik ilkesi ve suçta/cezada kusur ilkesidir.

  1. Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi (nulla poena sine lege)

Suç ve bu suça karşılık olan bir ceza ancak ve ancak kanunla belirlenebilir. Ceza Hukuku’nun en temel ilkesi olan bu ilke, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasında “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz.” şeklinde yer almaktadır. Bu düzenlemeden de açıkça anlaşılacağı üzere suç tanımının belirgin ve açık biçimde kanunla düzenlenmesini şarttır. Belirsiz ve muğlak ifadelerle herhangi bir suçun tanımlanması mümkün değildir. Bu ilke Ceza Hukuku’nun doğduğu zamanlardan bugünlere kadar gelmektedir.

Suçta ve Cezada Kanunilik ilkesinin doğurduğu bir başka sonuç da aleyhe olan kanunların geçmişe yürüyemeyeceğidir. Yani, işlendiği sırada suç olmayan bir fiilden dolayı, sonradan fiilin suç olarak düzenlenmesi nedeniyle birisinin cezalandırılması mümkün değildir.

Yine kanunilik ilkesinden doğan bir başka sonuç da failin aleyhine olarak kıyas yapılması yasağıdır. Hukukta kıyas, karşılaşılan bir konu veya uyuşmazlıkta boşluk bulunması(kanuni bir düzenleme mevcut olmaması) halinde bu boşluğun kendisine en benzer hukuk kuralı ya da kurallarının bulunarak doldurulması olarak tanımlanmaktadır. Ceza hukukunda ise kıyas, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’unun 2. maddesinin 3. Fıkrasında yer alan “Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz.” Hüküm ile açıkça yasaklanmıştır.

  1. Suçta ve cezada kusur ilkesi

Ceza hukuku anlamında kusur, bir fiilin ayırt etme gücü mevcut bir kimse tarafından bilerek ve istenerek işlenmesidir. Yani, failin cezalandırılabilmesi için suça konu fiili bilerek ve isteyerek gerçekleştirmiş olması gerekmektedir. Bu ilkenin doğal bir sonucu olarak da, suça konu bir fiil nedeni ile ancak fiili bizzat işlemiş failin cezalandırılabileceği ilkesi ortaya çıkmıştır. Bu husus da 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 20. maddesinin 1. fıkrasında: “Ceza sorumluluğu şahsîdir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.” Hükmü ile açıkça belirtilmiştir.

Çanakkale Sigorta Avukatı

Whatsapp
Çanakkale Avukat
Çanakkale Avukat
Merhaba 👋
Size nasıl yardımcı olabiliriz?